27 Aralık 2999 Cuma

MADENKÖY


Madenköy:Gürcistan sınırında, Karçal dağlarının doğusunda, diğer adı bazgiret olan, bir Gürcü köyü.Madenköy, Artvin'in Şavşat ilçesine, 37 km uzaklıkta.




Çarlık rus işgalinde burada pirit(enayi altını)madeni işletildiği için Cumhuriyet döneminde buraya Madenköy adı verilmiş.

MADEN KÖY




Madenköy girişinde yol bitiyor.2500metre yükseklikteki Kotela dağından doğan Madenköy deresinin üzerinden geçiyoruz.



Ellerinde baltaları,öküzlerin çektiği kızaklarıyla yakacak odun taşıyan Madenköy'lüler karşılıyor bizi.Malzemelerimizi yüklüyoruz kızağa.1750 metre rakımlı köye ulaşmanın tek yolu yürümek.


Kadınlı erkekli maden köylüler öküz kızaklarıyla istiklal savaşında cephane taşıyan kağnıları hatırlatıyor.birbirinden bağımsız tren vagonları gibi dar köy yolunda bir aşağı bir yukarı odun ve hayvanlar için ot taşıyorlar.



Yağan kara ve soğuğa rağmen oldukça sıcak karşılanıyoruz.Duyduğumuz ilk söz üşümedinizmi, gelin ısının diyerek, bizi evlerine davet ediyorlar.






MADENKÖY


Madenköy asıl ününü Mariyoba festivalinden alıyor. Her yılın ağustos ayında yapılan festival geniş katılımlı ve canlı geçiyor.Festivale Kanada Amerika,Danimarka gibi dünyanın bir çok yerinden turist geliyor.



2005’te yeni bir düzenlemeyle , turizme örnek köy seçilen,Badzgireti (Maden) köyünde Mariyoba geleneği, yayla-köy turizminin geliştirilmesi ve kültürel geçmişin korunması, tanıtılması amacı ile ,

muhtar öncülüğünde ve çevre köylerin desteğiyle, yeniden düzenlenmeye başlamış.Maden köyü de dünyaya tanıtan bu festival.





MADENKÖY






Madenköy de Mariyoba festivalinden dolayı,konaklama ihtiyacı doğmuş. Valiliğin de desteğiyle maden köylüler pansiyonculuk kursu görerek, zaten çok odalı olan evlerini, küçük düzenlemelerlepansiyon haline getirmişler.Bizde onlardan birinda konaklıyoruz.




Maden köylülerin en değerli besin maddesi patates ve onu değerli bir maden gibi yaklaşık bir buçuk metre boyunda açtıkları çukurların içerisinde saklıyorlar.ihtiyaç olduğunda karlar altındaki çukur açılıyor ve içerisinden patatesler çıkartılıyor.


Maden köyde o kadar yüksekten bakıyorsunuz ki, bulutlarla aynı hizadasınız. Ne tarafa baksanız bakın, kartpostal güzelliğinde kareler görmeniz mümkün. Yazın muhteşem doğasıyla tartışılmaz güzellikte olan maden köyün güzelliğine kar bile engel olamamış. Aksine ona sonsuz bir güzellik katmış.




MADENKÖY




Kışa soğuğa aldırmadan, eşlik ediyorlar Akerdeona Maden köylüler, festivali andırırcasına.





Atabarı ile uğurluyorlar bizi Madenköy den

Ağustos ayında Mariyoba festivalinde buluşmak üzere vedalaşıyoruz.






26 Aralık 2999 Perşembe

Çıldır Gölünde Balık Tutmak1

Çıldır Gölünde Balık Tutmak

İstanbul'dan uçakla Trabzon.Trabzon'dan karayolu ile, Rize ve Artvin gezimizin devamında, sırada çıldır gölü var.Yamaca kurulmuş Artvin'i tam karşıdan gören, eskiden orman işletmesinin misafirhanesi olan otelimizden ayrılarak ,Ardahan'a doğru yola koyuluyoruz.










.




Mevsim kış.Aylardan şubat. Kar her yanı kaplamış.Dar ve kıvrımlı yollardan yolculuğumuz, yavaş ve emin adımlarla devam ediyor.Rakım yükseldikçe, soğuk ve kar kendini daha çok hissettiriyor.Birbirinden keskin viraj dönüşlerinin her birinde farklı bir manzara karşılıyor bizi. Çok nadir araba geçiyor yoldan. Karşıdan gelen bir tır, virajı dönmek için, muavininin yolu kontrol ettikten sonra yönlendirmesiyle, dönüyor virajı ağır, ağır. onları bekliyoruz.

Devamı İçin TIKLA

Çıldır Gölünde Balık Tutmak

Çamlıbel geçidine yaklaştığımızda, tipi iyice artıyor,göz gözü görmüyor. Bir yandan çalışan karayolları araçları, yolu açık tutmaya çalıyor. Fakat yol buz tutmamış. Hava sıcaklığı artı derceye hiç çıkmadığı için, eriyip buz tutma fırsatı bile bulamamış kar,rüzgarın etkisiyle asfaltın üzerinden spiraller çizerek, sürekli savruluyor.Çamlıbel geçidine geliyoruz nihayet rakım 2640.


















Burası, Türkiye'nin en yüksek geçitlerinden birisi.Fotoğraf çekmek için duruyoruz. Çok uzun sürmüyor. Tipiden gözleri açmak bile mümkün değil, sıcaklık-27.Yol kenarında kalmış araçları görüyoruz. Bölgede ki tek sığınma yeri, karayolları şefliği.


Çamlıbel geçidi, Artvin-Ardahan il sınırını oluşturuyor. Geçidi aştığınızda orman yapısı hemen azalıyor. Karşınız da çorak bozkırı görmeye başlıyorsunuz. Tipi de şiddetini azaltıyor.Uçsuz, bucaksız bir beyazlık görülüyor.Karşımızda Ardahan. Ardahan'da yemek molasından sonra, Çıldır'a devam ediyoruz. Hava şartları zorlu, geceye kalmamak lazım.Yolda ilerlerken, kurt geçiyor yoldan bir kaçta tilki görüyoruz, farklı km de.

Devamı İçin TIKLA

Çıldır Gölünde Balık Tutmak

Nihayet Çıldır ilçesine geliyoruz. Gözümüz gölü arıyor. fakat biraz daha ilerlemek gerekecek.Konaklama yerimiz olan, gençlik spor müdürlüğünün tesislerine doğru devam ediyoruz. Karşımız da Çıldır gölü. Donmuş gölün etrafında araçla bir tur atıp, ışığın hangi saatlerde nerde iyi olduğunun keşfini yapıyoruz. Yarın, havanın açık olmasını dileyerek tesise dönüyoruz. Sıcaklık artık-30 a yaklaşıyor.Tesis girişinde bizi, yavru köpekler karşılıyor. Artık sıcak bir yerdeyiz, odalarımıza yerleşiyoruz. Hafifledik en sonunda, aşırı soğuktan korunmak için herbirimiz kat, kat lahana gibi, giyinmiş vaziyetten, kurtuluyoruz .Keyifli ve eğlenceli akşam yemeğinden sonra dinlenmeye çekiliyoruz .
















Yeni bir gün başlıyor.Hava açık, ışık güzel.Kahvaltı salonunda buluşuyoruz.Çıldır gölünün muhteşem manzarasında kahvaltımızı yaparken, personelin tavsiyesiyle bolca tereyağı, bal,pekmez, tahin, çikolata gibi vucudu sıcak tutan ve enerji veren gıdalar alıyoruz.Giyinmek bile yeterli olmuyor bazen. Gezimiz sırasında sıcaklık çıldırda, ensıcak -23ve en soğuk-34 derece idi.
Devamı İçin TIKLA

Çıldır Gölünde Balık Tutmak

Etrafı keşfetme vakti geldi artık. Kapı önünde bizi bir süpriz bekliyor. Aracımızın yakıtı donduğu için çalışmıyor. İmdadımıza cep telefonu sayesinde, atlı kızak yetşiyor.
Kızağı iki at çekiyor. Atların koşumları, renkli boncuklarla ve motiflerle süslenmiş.
Atlıyoruz kızağa. Tesisle gölü ayıran yolu geçtikten sonra, buz tutmuş çıldır gölü üzerindeyiz. Gölün üzerine çıkmamızla atlar süratle ilerliyor.Gölü kaplayan beyazlık ve gökyüzünü kaplayan mavilik içerisin de sonsuz bir fonda yolculuk devam ediyor.
















Kızak oldukça konforlu ve süratli, kış aylarının buradaki en iyi ulaşım aracı atlı kızak. Kutuplarda gibi hissediyorsunuz kendinizi.Her yıl geleneksel olarak kızak yarışları yapılıyor çıldır gölünde. Oldukça iddialı ve geniş katılımlı geçiyor










Devamı İçin TIKLA

Çıldır Gölünde Balık Tutmak

Çıldır gölü 123 km2 ve deniz seviyesinden 1965 m yükseklikte en derin yeri 42 metre gölde yaşayan en önemli balık türü ,sazan balığı.İki tür sazan yaşıyor biri sarı sazan denilen yöre balığı diğeri göle sonradan atılan israil sazanı.Gölde ayrıca kerevitte var.Göl her yılın aralık ayında donmaya başlıyor ve nisan ayında da erimeye başlıyor.















.


Göl kenarında, küçük bir kulubenin yanında, duruyoruz. Kulubenin önünde duran kıyıya çekilmiş sandallar, göl üzerinde olduğumuzun tek kanıtı sanki.Burası Atalayın restorantı. Sazan balığı yemek zamanı. Göl kenarında bir çok yer olmasına rağmen Atalay'ın yeri, kış aylarında açık olan neredeyse tek yer.













Devamı İçin TIKLA

Çıldır Gölünde Balık Tutmak

Balık yemek için önce tutmak lazım.Donmuş gölde Buzu kırmak için, kazma kürek alıp Atalay'la birlikte gölün ortasına doğru ilerliyoruz.Gölde ilerlerken, fay kırıklarına benzeyen birbiri üzerine çıkmış uzun katmanlar görüyoruz. Atalay bize, donan buzun sıkışması sonucu kırılan buz tabakaları olduğunu, bu katmanların gürültüler çıkartarak kırıldığını, gölünde bu kırıklardan hava aldığını, anlatıyor.















Küçük bir kar tepesinden oluşan işaretin yanında duruyoruz. Donmuş gölün karla kaplı yüzeyi, kürekle temizlendikten sonra, yaklaşık kalınlığı 60 santimetreyi bulan buz, kazmayla kırılmaya başlıyor. Açılan delikten, ağın ipleri gözükmeye başlıyor.Tekrar ilerliyoruz. Belli bir mesafeden sonra, isaretli yerden buza ikinci bir delik açılıyor. Ağın diğer ucu da bulunuyor.Buraya uzun bir ip bağlanıyor. Diğer uca gidilip ağ çekilmeye başladıkça, bu uçtan ip göderiliyor. Bu işlem ağı tekrar germek için gerekli.Ağ çekildikçe, balıklar da çıkmaya başlıyor. Dondurucu soğukta balıklar ağdan tek, tek çıkarılıyor.-25



















Restoranta dönüyoruz. Oldukça üşümüş durumdayız. Hemen, yanan sobanın etrafına toplanıyoruz. Bu arada Atalay sazan balıklarını tavaya atıyor. Yanın da da mevsim salata.Sazan balıkları, o kadar lezzetliydi ki. Eline sağlık Atalay.













Devamı İçin TIKLA

Çıldır Gölünde Balık Tutmak

Gün kısa, hava kararmak üzere, gece dönmek çok tehlikeli olacak.Bir gece daha, kalma kararı alıyoruz. Konakladığımız gençlik spor müdürlüğünün tesisine dönüyoruz.Emniyet tedbiri olarak, aracın deposunu boşaltıp yakıtı içeri sıcak bir yere alıyoruz. Yola sabah çıkılacak. Çamlıbel, geçit vermeye bilir.Akşam, gözümüz hava durumu haberlerin de. Gece sıcaklık -34 .İyi bir uykudan sonra, yolculuk vakti. Çıldır manzarasında kahvaltımızı yaptıktan sonra, Damal' a gitmek için yola çıkıyoruz.
















Yaklaşık 7 km sonra, aracımızın yakıtı tekrar donuyor. Araç altına gazeteler yakılıyor ne fayda. Yandaki köyden tezek alıyoruz.Yakıyoruz yakıt deposunun altına. Bizde kendimizi sıcak tutmak için küçük turlar atıyoruz araç etrafında.
















Damal' a gitmekten vaz geçip, Ardahan'a dönmeye karar veriyoruz. Araç donuyor, biz ateş yakıyoruz. Bu durum alışıla geldik bir olay artık bizim için. 18 km yolu, 4 saatte aldıktan sonra Ardahan'a varıyoruz nihayet.Servise aracın donan yakıt pompası değişiyor. Yemek molasından sonra, yola devam. Hava kararmadan Çamlıbel geçidini geçmek lazım.
Her ihtimale karşı yanımıza, erzak ve yakacak stoku yaptıktan sonra, sorunsuz bir şekilde yola devam. Çamlıbel geçidi geçiliyor. Artvin il sınırındayız artık. Karçal dağlarının bu tarafında karadeniz etkisini yavaş, yavaş gösteriyor. Sıcaklık artık -10 derecelerde.Aracımızı sağa çekip, Antalya'ya gelmiş edasıyla montlarımızı bir kat çıkarıp, o muhteşem doğanın tadını çıkartıyoruz.Yolumuz uzun. Gece Trabzon'a ulaşıp konakladıktan sonra ertesi gün hava alanı ve istanbul.

















Zorlu bir gezi daha sona erdi. En korktuğum şey, kamera ve bataryaların soğuktan donmasıydı. Fakat problemsiz çalıştılar.Kamerayı, etrafına vücut ısıtıcılar yapıştırarak ,polarla sardım. Bataryaları da yine vucut ısıtıcı torbalala sararak ,vücuda temas edecek şekilde sakladım.















Eger Çıldır gölünün muhteşem manzarasını görmek,donmuş gölde eski Mo'lar gibi balık tutmak veatlı kızaklarla göl üzerinde muhteşem bir tur atmak isterseniz.Hiç durmayın atlayın Doğu Expresine Kars oradan Çıldır.tüm soğuğa ve çektiğiniz zahmete değer.

Osman Gezici Anasayfa
_____________________________________________________________

25 Aralık 2999 Çarşamba

PİRİNÇ HASATI___________________________


Çorum Osmancık

Pirinç belgeseli yapmak için gitmiştim
Osmancık'a.İstanbul'dan otoban,Bolu,
Gerede gişelerden çıktıktan sonra
Samsun yoluna dönüyorsunuz.Ilgaz,
Tosya ardından Osmancık.

Dağlar ve tepeler arasına sıkışmış bir
çanak içinde Osmancık.Tam ortasından
kızılırmak geçiyor.Yaşam kaynağıda bu-
zaten birde samsun yolu üzerinde olması.

İlçedeki konaklama tesisimiz neredeyse
tek konaklama yeri olan ulusoy tesislerinin
moteli.Sürekli gelen giden otobüsler 3o dk
dinlenme molaları fakat biz kalıcıyız bu sefer
otobüsünüz hareket ediyor anonsları arasında
odamıza yerleşiyoruz

Sabah bizi Ziraat odası başkanı karşılıyor.Gerekli bilgileri anlatıyor bize: (osmancık 97)
pirinci(baldo) trakya tarımsal araştırma enstitüsünün çalışmalarıyla bir çok türden melezlenen
pirinç (1982-1997)15 yıllık bir çalışma sonrasında osmancık 97 ismini almış.tane başına verimi
ve tane dolgunluğu çok yüksek ayrıca hastalıklara daha dayanıklı.

Beraber hasat yapılan bir tarlaya gidiyoruz.Bildiğimizin aksine ne orakla çalışan var nede suyun içinde gezen insanlar.Paletli biçerdöverler artık tarlanın, bir başından girip diğerinden çıkıyorlar herşey çok daha kolay artık. Kolay dedikse iş hemen bitmiyor hasat edilen çeltik yere
serilen büyük çadırlarda kurutuluyor elde kürekle sürekli çevriliyor havalandırılıyor çok zahmetli bir iş ve çeltik çok nazlı yoksa yanar,çürür ürün kalitesi düşer.Kurutma makinaları var artık gerektiğinde, fakat buda maliyet istediği için çiftçiler kendileri alın teriyle çeltiğin her bir tanesini neredeyse tek tek alt üst ederek kurutuyorlar ve işlenmek üzere fabrikalara satıyorlar
Bu arada yeni birşey daha öğreniyoruz aslında Tosya pirinci diye birşey yokmuş İsmet İnönü döneminde Cem Boyner'in dedesi çeltik fabrikasını Tosya'ya kurduğu için tüm çeltik orada işlenirmiş Tosya pirinci ordan gelmekte ama osmancık namını geri almak üzere.


Röportaj ve çekimlerden sonra öğle yemeği
için şehir merkezine gidiyoruz.şehrin ortasında osmancık kalesi,tarihi kemerli köprü ve altından
akan kızılırmak karşılıyor bizi.

Tarihi ipek yolu üzerinde bulunan Osmancık, Osmanlı imparatorluğu kurucusu, Osman
bey'inde doğum yeri,kayı boyu tarafından kurulmuş,adınıda burdan almış.

Kızılırmak'ın iki yakasına kurulmuş osmancık'ı en iyi gören yer adatepe mevki.Buradan kızılırmağın kıvrımlar çizerek tarihi kemerli köprünün altından akarak şehri ikiye bölüşünü çok net görebilirsiniz.Yayalar için asma köprülerde yapılmış kızılırmağı geçmek için,bir ucundan bir ucuna sallanarak geçiyorsunuz.ırmağın her iki yanında çay bahçeleri var.ayrıca kayık ve bisikletlerle kızılırmak üzerinde gezinti yapabilirsiniz.(akıntıdan dolayı geri dönmek için iyi bir kondüsyon gerekli)

Ardından gelgör pirinç fabrikasına gidiyoruz çeltiğin nasıl pirince dönüştüğünü görmek için.Makinalarla kurutulup,kabuğu ayıklanıp,beyazlatılan,taşı ayıklanan çeltik pirince dönüştürülerek paketleniyor.Yeni birşey daha öğreniyoruz pirinç ne kadar kepekli ise o kadar besin değeri yüksek oluyor çıkan kabuk ise kalorisi çok yüksek olduğu için termik santrallerde yakıt olarak kullanılıyor.
Yaklaşık 5 günlük bir çalışma yaptık Osmancık'ta o kadar çalışma sonrası pilav yemeden dönülür mü? Birde güzel pirinç pilavı yaptırdık değerli osmancıklı ahçımıza (eline sağlık)pilavımızı da yedik herşey tamam artık dönebiliriz.Bir proje daha tamamlandı.

osman gezici
18 aralık2008
Posted by Picasa
____________________________________________________________________

24 Aralık 2999 Salı

C 47 dakota Nasıl Batırıldı

Bodrum Deniz Ticaret Odası,Dalış Okulları'nın desteği veBOSAD iş birliğiyle. Bodrum yapay resif çalışmaları kapsamında batırılan, Pınar 1 ve SG115 den sonra sırada C47 Dakota Paraşut İndirme Uçağı kara ada açıklarında batırılacak.











Operasyon başlıyor. C47 , parçaları sökülerek TIR lara yüklendi.Kayseri 2.nci Hava İkmal Bakım Merkezi Komutanlığı'ndan yola çıktı. C47'yi karşılamak için torba kavşağında beklemeye başlıyoruz.

Devamı İçin Tıkla

C 47 dakota Nasıl Batırıldı

Saat 06:30 TIR lar torba kavşağından giriş yaptı C-47 karşımızda. gövde tek bir TIR'a yüklenmiş diger TIR' ise iniş takımları,kanatları ve pervaneleri üzerinde duran motorları taşıyor .









Heyecanla hemen tırın üzerine çıkıyoruz.Kanat uzunluğu 30 metre.Gövde uzunluğıu 20 metre olan C47'nin, Motor ve pervaneleri çok iyi durumda her an uçmaya hazır. Uçağı incelemek için sabırsızlanıyoruz. Diğer kısımlara bakacak vakit yok. Saat ilerleyip Bodrum uyanmadan C47 nin bodrum'un dar yollarından geçirilerek içmeler tavşan burnundaki tersaneye götürülmesi lazım.
Devamı İçin TIKLA

Bodrum Sokaklarında Bir C 47 Dakota



C 47 Bodrum'un dar sokaklarından ilerliyor. Etrafta meraklı bakışlar,iri gövdesiyle ilerleyen C47' ye, şaşkın şaşkın bakıyor.Bodrum sokakların da bu devasa askeri uçağın ne aradığını anlamaya çalışıyorlar.










İçmelere yaklaştığımızda, C47 yi bir süpriz bekliyor.C47'yi taşıyan tır Bodrumun dar sokaklarında sıkışıp kalıyor.Tersaneye giden yoldan bir C 47'nin geçeceği kimin aklına gelirdi.










Kanat ve motoları taşıyan tır, geçebilmek için manevralar yapıyor. Hatta gurup toplanıp, Tır'ı arkadan itiyor.(Tam bir el atalım abi durumu) Çabalar sonuçsuz kalmıyor Tır iğneden iplik geçirircesine dar yoldan geçiyor ve tersaneye ulaşıyor sıra ikinci tırda.
Devamı İçin TIKLA

Bodrum Uçak Batığı

Tersaneye ulaşan C 47, burada Tır'lardan indirilerek, Kayseri'den gelen uzman bir ekip tarafından tekrar monte edilecek.










İniş takımlarının indirildiği sıra da, bir kaza atlatılıyor. Vincin halatı kopunca, iniş takımları yere çakılıyor.Neyseki zarar gören kimse yok.










Ardından gövde iniş takımlarının üzerine dikkatle oturtuluyor.









Devamı İçin TIKLA

Bodrum Uçak Batığı

İkinci Tır gövdeyi taşıdığı için, daha geniş ve manevralarla geçmesi mümkün değil sıkışıp kalıyor.










Bu da düşünülmüş.önceden Ayarlanan vinç C47 nin gödesinin yüklü olduğu Tırı kıç kısmından kaldırarak, manevralar yaptırıyor. Nihayet ikinci Tır' da tersaneye ulaşmayı başarıyor.









Devamı İçin TIKLA

C 47 dakota Nasıl Batırıldı











C -47 montajı bittikten sonra indirme kızağına yüklenerek denize indirilecek bu Türkiye'de bir ilk .Tersaneden denize daha önce hiç uçak indirilmemiş.





Yıllarca denize, farklı tekne ve guletler indiren bu kızak, bu sefer 20 metre gövde uzunluğu 30 metre kanat uzunluğu olan C 47 dakota uçağını denize indirecek



Devamı İçin TIKLA